Basit Kriptolojiden Günümüze Evrilişi

Home  /  Yazılar

KRİPTOLOJİ

Kriptoloji en basit anlamda şifreleme bilimidir. Şifrelenecek nesne her şey olabilir. Bir metin, herhangi bir resim hatta bir ses bile.

Kriptoloji tarihi oldukça eskiye dayanır, kullanıldığı ilk zamana gidecek olursak yaklaşık 4000 yıl geriye gitmemiz gerekebilirdi. Kriptoloji bilimi diğer tüm bilimler gibi bir gereksinimden doğmuştur, bilginin gizliliği.

Bazen bilgiler herhangi bir 3. kişiden saklanmak zorundadır. Aslında, “Herhangi bir şekilde şifrelemeye neden ihtiyaç duyalım? Kimseye görünmeden sadece o kişiye söyleyebiliriz.” gibi bir soru sorulabilir. Fakat bu her zaman mümkün değildir.

Örneğin karşılıklı iki adada yaşayan Okta ve Mash adında iki insan düşünün. Adalar arasında seyahatin her zaman mümkün olmadığını, yalnızca ayda bir kere görüşebildiklerini farz edelim ve iki adanın kalan günlerde iletişimi yalnızca adaların arasındaki denizde yaşayan Cemal adındaki bir insan tarafından sağlansın.

Okta ve Mash Cemal aracılığıyla her gün birbirleriyle konuşabilsinler. Fakat artık Okta ve Mash Cemal’in konuşmalarını okuduklarından şüpheleniyor ve bir kez buluşup bir şey de karar kılıyorlar. “Bundan sonra yazacağımız kelimelerin harflerini üç harf sonraki harf ile değiştirelim. Bu sayede eğer Cemal yazılarımızı okumaya kalkışsa bile yazılarımız ona anlamsız gelecektir. Bu konuşmanın sonunda ayrılıyorlar ve yarın olduğunda birbirlerine şu mektupları gönderiyorlar.

Okta:[ UĞPL FRN UĞALBRTYÖ ]

Mash:[ DĞPGĞ UĞPL ]

Aslında bu şifreleme Roma İmparatoru Jül Sezar’ın askerleriyle konuşmak için uyguladığı şifrelemenin ta kendisiydi. Ve şifrelemenin ilk zamanlarıydı.

Yani “Sezar Şifrelemesi”.

Sezar Şifreleme’de her harf -kullanıldığı alfabede- kendinden sonraki üçüncü harf ile yer değiştirir.

Not:Kaydırma sayısı (yer değiştirme) değişiklik gösterebilir.

Sezar Şifreleme milattan önceki ilk yüzyılda kullanılmasına rağmen yaklaşık 800 yıl boyunca diğer askeri liderler tarafından da kullanıldı. Sezar Şifrelemenin zafiyetleri bu 800 yılın sonunda Müslüman ve aynı zamanda önemli bir filozof olan matematikçi Al-Kindi tarafından bulunmuştur. Bulduğu şey frekans analiziydi. Mesajın yazıldığı dil şifrenin çözümünde çok önemliydi. Örneğin elimize Sezar Şifreleme ile şifrelenmiş bir metin alalım bu metinde harflerin tekrar sayısı birbirinden farklı olacaktır şifreyi çözmemizi sağlayan şey de bu. Harflerin dağılımı.

Türk alfabesinde en yüksek dereceye sahip olan yani en sık kullanılan harfler sırasıyla A, E, İ, N, R, L

En düşük dereceli olanlar ise sırasıyla Ü, Ş, Z, G, Ç, H, Ğ, V, C, Ö, P, F, J’ dir.

  • Eğer elimizdeki metinde en çok tekrar eden harf “Ç” ise şifrelemede kullanılan kaydırma sayısı muhtemelen 3’dür.

Günümüzde ise o zamanlara nazaran çok daha güçlü şifreleme yöntemleri kullanılmaktadır. Çünkü işlem kapasitesi insan üstüne çıkmış, ve şifreler insanların kapasitesine oranlanmaktan, bilgisayarların kapasitesine uyarlanmaya başlanmıştır. Bu sebeple insanların değil bilgisayarların da çözemeyeceği şifreleme sistemleri bulunmuştur.

Günümüzde bunlara örnek olarak RSA, AES, DES, 3DES verilebilir. Bunlar günümüz şifreleme dünyasının parlayan yıldızlarıdır. Fakat bilgisayarların artan işlem güçleriyle kapsam aralıkları esnek olabilmektedir. Henüz 20 yıl öncesinde güvenli kabul edilen bir sistem bugün güvenirliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Sezar Şifrelemenin kullanım ömrü 1000 yıla yakınken bugün bu şifreleme yöntemlerinin kalıcılıklarının kısa olması, işlem kapasitelerinin ve gelişimin ne kadar büyük olduğunu net bir göstergesidir.

Hiç şüphesiz; bugünün de değişmezleri belki 20 yıl kadar da dayanmayacak, 5-10 yıl içerisinde güvenilirliğini yitirecek, ya şifrelemede kullanılan havuz genişletilecek, ya da şifreleme sistemi tamamen kullanımdan kalkacaktır.